6. Sınıf Ders Konuları

İNSANLARDA ÜREME BÜYÜME VE GELİŞME 5
Ekim
     
 

ÜREME NEDİR?  Üreme canlının kalıtım bilgisinin (DNA) sonraki nesillere aktarılmasıdır.Üremede amaç neslin devamını sağlayarak birey sayısını arttırmaktır.

Üreme ikiye ayrılır;

*      Eşeyli üreme

*      Eşeysiz üreme

 

İnsanda üremeyi sağlayan   hücrelere,üreme hücresi denir.

Dişide bulunan üreme hücresine    yumurta hücresi denir. Erkekte bulunan üreme hücresine ise sperm hücresi denir.

YUMURTA HÜCRESİ: Yumurta hücresi dişide görülür.

*      Yumurta hücresi gözle görülebilir.

*      Yumurta hücresi spermden daha  büyüktür.

*      Hareketsizdir.

*      Sitoplazması boldur.

 

SPERM HÜCRESİ: Sperm hücresi erkek üreme hücresidir. Erkeklerde görülür.

*      Sperm hücresi gözle görülemeyecek kadar küçüktür.

*      Sperm hücresi küçük olduğu için    sitoplazması azdır.

*      Hareketlidir.

 

DİŞİ ÜREME ORGANLARI: Dişilerdeki üreme organları 4 kısımda incelenir.

*  Yumurtalık

*  Yumurta kanalı

*  Döl yatağı (rahim)

*  Döl yolu (vajina)

YUMURTALIK:Dişi üreme hücresi olan yumurtanın üretildiği yerdir.Her ay bir yumurta üretir.

YUMURTA KANALI :

Yumurtanın döl yatağına ulaşmasını sağlayan yapıdır.

* Boru şeklindedir.

* Eğer yumurta kanalında spermler varsa  yumurta burada döllenir.

 

DÖL YATAĞI: Zigotun yerleştiği ve geliştiği yerdir.

VAJİNA: Döl yatağı ile dış ortam arasındaki bağlantıyı sağlayan yapıdır.

 

ERKEK ÜREME ORGANLARI:

Erkek üreme organları 4 kısımda incelenir.

*  Testis

*  Salgı bezleri

*  Sperm kanalı

*  Penis

 

TESTİS: Erkek üreme hücresi olan spermlerin üretildiği yerdir.

*  Vücut dışında bulunur.

*  İki tanedir.

 

 SALGI BEZLERİ: Spermlere kaygan sıvı bir ortam sağlar.Böylece spermlerin hareketi kolaylaşır.

      SPERM KANALI: Spermleri testisten penise taşıyan kanalın adıdır.Spermler burada kısa bir süre depo edilir.

      PENİS: Spermler erkek üreme sisteminin bir parçası olan penis aracılığı ile dışarı çıkar. Penis ayrıca idrarında dışarı atılmasını sağlayan bir yapıdır.

DÖLLENME: Dişilerdeki yumurta ile erkeklerdeki spermin birleşmesine döllenme denir.

ZİGOT: Döllenme ile oluşan ilk yapı zigottur,yani döllenmiş yumurtaya zigot denir.

EMBRİYO: Zigot bölünmeler geçirerek embriyoyu oluşturur.( zigotun ilk 7 haftalık hali)

FETÜS: Bölünmelerin devam etmesi ile    fetüs oluşur. Fetüs durumunda el ayak göz burun ve kulak gibi yapılar oluşmuştur artık bebek doğum zamanını bekler gelişimine   devam eder.

BEBEK: Embriyo annenin karnında gelişimini tamamladığında Bebek doğar. Bu süreç 9 ay 10 gün kadardır.

ANNE KARNINDAKİ BEBEĞİN SAĞLIKLI GELİŞİMİ İÇİN NELERE DİKKAT          ETMELİDİR?

*  Anne sigara ,alkol gibi zararlı alışkanlıklarını bırakmalıdır.

*  Anne radyasyondan yani rontgenden korunmalıdır.

* Anne hamilelik boyunca hastalık geçirmemeye ve ilaç kullanmamaya özen göstermelidir.

*  Anne sağlıklı yaşamalı ve sağlıklı beslenmelidir.

 

 

İnsanlarda büyüme dönemleri vardır ve her dönem birbirinden farklıdır.Her dönemde bireysel farklılıklar görülebilir.

 

BEBEKLİK DÖNEMİ:

*  0 – 2 yaş arasıdır.

* Bebeğin beyni ve organları gelişir.

* Oturmayı ve yürümeyi öğrenir.

* Konuşmaya başlar.

 

ÇOCUKLUK DÖNEMİ:

*  Gelişme çok hızlıdır.

*  Yemek yemeyi öğrenir.

 Birey olmayı öğrenir

 

 

 
     
 
 
HÜCRE 27
Eylül
     
 

Canlıların canlılık özelliğini gösteren en küçük yapı birimine Hücre denir.

Hücrenin ortak özellikleri

*      Büyürler,gelişirler

*      Solunum yaparlar,beslenirler

*      Boşaltım yaparlar

*      Dış ortamla madde alışverişi yaparlar

*     

SOĞAN ZARI HÜCRESİ

Hücre Çeperi

Hücre Zarı

Çekirdek

Sitoplazma

Bitki Hücresi

Hayvan Hücresi

Çoğunluğu bölünerek çoğalır

*      Hücre zarına sahiptirler.

 

Bir hücre genel olarak temelde üçkısımdan oluşur.Bunlar;

*      Hücre zarı

*      Sitoplazma

*      Çekirdek

HÜCRE ZARI: Hücre zarı, hücre içindeki  çekirdek ve sitoplazmanın dışarıya          dağılmasını engelleyen hücreyi dış kısımdan saran bir zardır.

*      Sitoplazmayı sararak hücreye şekil   verir

*      Hücreye giren ve çıkan maddeleri kontrol eder.

*      Hücreyi dış etkilere karşı korur.

 

HÜCRE ÇEPERİ (Hücre Duvarı): Hücre   çeperi hücreye sertlik ve diklik kazandıran bir yapıdır.Sadece bitki hücrelerinde bulunur.

Hücre çeperi cansızdır.

 

SİTOPLAZMA: Hücre zarı ile çekirdek     arasını dolduran ,yarı saydam ,yarı akışkan ,yumurta akı kıvamında bir sıvıdır.

*      Sitoplazma hücredeki canlılık olaylarının (üreme, boşaltım,sindirim,enerji üretimi ) gerçekleştirildiği yerdir.

*     Sitoplazmanın %65 ile %95 su oluşturur. Bunun dışında protein,yağ,karbonhidrat,vitamin ,inorganik maddeler,hormonlar,enzimler ve organeller bulunur.

*      Yaşamsal olayları sitoplazma içindeki organeller gerçekleştirir.

 

ORGANELLER

 

RİBOZOM: Ribozom organeli virüsler hariç tüm canlı hücrelerde bulunur.

*      Hücrenin protein ihtiyacını karşılar.

 

SENTROZOM:  Sadece hayvan hücrelerinde bulunur.

*      Hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerinin oluşmasını sağlar.

Bitki hücresinde yoktur.

 

ENDOPLAZMİK REDİKULUM: Prokaryot hücreler hariç tüm hücrelerde endoplazmik redikulum her hücrede vardır

*      Madde taşınmasında görevlidir.

 

GOLGİ AYGITI: Üst üste dizilmiş yassı kesecikler sistemine denir.

*      Salgı üretilmesi ve bunların depolanmasını sağlar.

 

*      Salgı yapan ter bezleri,tükürük bezleri ve süt bezleri gibi bez hücrelerinde bol miktarda golgi aygıtı bulunur.ayrıca meyvelerin sulu kısımlarının ve kokularının oluşmasını da golgi aygıtı sağlar.

 

LİZOZOM: Hücre içi sindirimde görevlidir. Lizozom içinde maddelerin parçalanmasını ve sindirilmesini sağlayan enzimler yer alır.Lizozomun sindirim enzimleri golgi tarafından salgılanır.

*      Lizozom hücrenin sitoplazmasında  yaşlanmış organelleri sindirir.

*      Lizozom hücrenin sitoplazmasına alınan besinleri sindirir

*      Lizozom hücreye giren yabancı madde ve mikropları sindirir.

 

KOFUL (VAKUOL): Hayvan hücrelerinde küçük ve çok.Bitki hücrelerin de büyük ve azdır.

*      Bitki hücrelerinde suyun alınması ve fazlasının depo edilmesini sağlar.

 

MİTOKONDRİ: Çift zarla çevrili mitokondri hücrenin enerji santralidir. Solunum ile besin parçalanması sonucu bu organelde enerji üretilir.

 

PLASTİDLER: Renk verici maddelerdir.3 çeşit plastid vardır.

*      Kloroplast: İçinde kofil bulunur kofil canlıya yeşil rengi verir. Bitki yapraklarında ,genç gövdede bulunur.

*      Kromoplast: Yeşil harici tüm renk maddelerini taşır. Meyvelere renk verir.

*      Lökoplast: renksiz bir plastiddir. Kök ve yer altı gövdesi gibi organlarda bulunur. Nişasta depo eder güneş gördüğünde yeşil renge dönüşür.

 

BİTKİ HÜCRESİ

HAYVAN HÜCRESİ

Şekilleri köşelidir

 

Şekilleri yuvarlaktır

Kofullar büyüktür

Kofullar küçüktür

 

Sentrozom bulunmaz

Sentrozom bulunur

 

Hücre çeperi vardır

Hücre çeperi yoktur

 

Plastidler vardır

Plastidler yoktur

 

ÇEKİRDEK: Hücrede meydana gelen olaylar kontrolsüz değildir. Kontrolün ve denetimin yapıldığı, yönetildiği bir merkezdir.

*      Çekirdek hücrenin bütün hayatsal faaliyetlerinin yönetildiği merkezdir.

*      Çekirdek zarı çift katlıdır.

 

 
     
 
 
 
 

7. Sınıf Ders Konuları

BOŞALTIM SİSTEMİ 5
Ekim
     
 

BOŞALTIM SİSTEMİ

    Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için enerjiye gereksinim duyarlar. Bu enerjiyi de besinlerden temin ederler. Dış ortamdan alınan büyük moleküllü besinler sindirim organlarında parçalanarak, dolaşım yoluyla hücrelere taşınırlar. Hücre içinde mitokondrilerde oksijen ile yakılarak enerji elde edilir. Bunun sonucunda  artık maddeler oluşur. Bu atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılması gerekir.

    Boşaltım, hücrede metabolik faaliyetler sonucu oluşan atık maddelerin boşaltım organlarından dışarıya atılmasıdır. 

      Boşaltım Sisteminin Görevleri :

·         Hücrede metabolizma sonucu oluşan artık maddelerin kandan süzülerek dışarıya atılmasını sağlar.

·         Kanda ve vücut sıvısında bulunan su-tuz dengesini sağlamak, bu sayede hücrelerle çevre arasında uygun bir ortam oluşturmak.

      Atık Maddeleri Vücudumuzdan Uzaklaştıran Organlar :

1- AKCİĞER :   Kan içinde bulunan Karbondioksit ve suyu, soluk verme esnasında vücut dışına atan organımızdır.

 

2- DERİ : Vücudumuzdan suyun ve suyla birlikte tuzun fazlasını terleme yoluyla dışarıya atar.

 3- BÖBREKLER : Kan içinde bulunan zararlı artıkları ve üreyi süzerek idrar şeklinde suyla birlikte vücuttan uzaklaştırır.

 

 4- KALIN BAĞIRSAK : Safra ve besin artıklarını dışkı şeklinde vücudumuzdan uzaklaştırır.

 5- KARACİĞER : Proteinlerin hücrede sindirilmesi sonucunda oluşan amonyağı, daha az zehirli olan üreye dönüştürür.

 

    

 

 

 Boşaltım Sistemi :

1- Böbrek : 120-150 gr. ağırlığında, bel bölgesinin arka tarafında bulunan, çukur kısımları birbirine dönük fasulye şeklinde iki organdır. Dıştan içe doğru gömlek, kabuk, öz ve havuzcuk denilen 4 bölgeden oluşur.

 Böbreğe kalpten kan getiren damara böbrek atar damarı denir ve böbrek atar damarı içerisinde oksijen ve boşaltım ürünleri bakımından zengin kan bulunur. Böbrekten kanı kalbe götüren damara ise böbrek toplar damarı denir.

Böbrek toplar damarında karbondioksit bulunur iken zararlı besin atıkları bulunmaz.

1-Böbreğin Yapısı ve Çalışması :

Böbreğin yapısında çok sayıda nefron adı verilen süzme birimciği bulunur. Nefronlar böbreğin öz bölgesinde bulunur. Boşaltım maddelerini kandan süzer ve idrarı oluşturur.

2- İdrar Kanalı ( Boşaltım Kanalı ) : İdrar Kanalı böbreklerden çıkıp idrar sıvısının idrar kesesine taşınmasını sağlayan, sağ ve solda olmak üzere 2 adettir.

3- İdrar Kesesi ( Mesane, Üreter ) : İdrar Kesesi  kaslı bir yapıda olup, normalde 300-500cm³ idrar alır. Kesede biriken idrar miktarı 200 cm³ ü geçince kaslar kasılır ve insanda tuvalete gitme duygusuna neden olur.

4- Üretra  : İdrarın idrar kesesinden dışarı atıldığı boru şeklindeki yapıdır. Sağlıklı bir insanda günde 1-1,5 lt. idrar oluşur.

İdrarın bileşiminde su, üre, ürik asit, amonyak, fazla vitaminle (B,C), hormonlar ve inorganik tuzlar bulunur. İdrarın rengi ve miktarı yenilen besine göre değişir. İnsanın idrarında kan proteinleri ve glikoz bulunmaz. İdrarda glikoza rastlanması şeker hastalığının belirtisidir.

   Boşaltım sisteminin sağlıklı ve düzenli çalışması için ;

1-    Böbrekler üşütülmemelidir.

2-   Gerekenden az su içilmemelidir.

3-   Baharatlı yemekler yenmemelidir.

4-   Çok tuzlu gıdalar tüketilmemelidir.

5-   İdrar uzun süre tutulmamalıdır.

6-   Diş çürükleri en kısa sürede tedavi edilmeli, boğaz iltihaplanmasında doktorun verdiği tedavi yarıda kesilmemelidir.

7-   Ağrılı işeme ve iltihaplı akıntı görülmesi durumunda hemen sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

8-   Böbrek iltihabı rahatsızlıklarında tedavi yarıda kesilmemeli, ilaçlar düzenli kullanılmalı, tedavi sonrası kontrollere gidilmelidir.

 

Böbrek Rahatsızlıkları ve Tedavi yolları:

     1-Böbrek Taşı:

Böbrek veya idrar yollarındaki bir rahatsızıktan dolayı,idrar içindeki erimiş haldeki kristallerin çökerek birleşmesiyle böbrek taşı oluşur.Taş böbrekten idrar yoluna geçerse ağrı ve idrarda kan görülür.İdrar yolundan idrar torbasına düşmemesi halinde ağrı şiddeti artar.Ameliyatla bu taşalar alına bildiği gibi son yıllarda ultrason dalgaları ile taşların kırılarak idrar torbasına düşmesi sağlanır.

2-Nefrit(Böbrek İltihabı):

Mikroplar, zehirlenmeler, böbrek taşı gibi  nedenlerden nefronların iltihaplanmasıdır. İlaç tedavisi ile tedavi edilebilir. Tedavi edilmediği takdirde böbrek yetmezliğine neden olur.

     3- Üremi :

Böbrekte meydana gelen bir problemden dolayı kanda bulunan ürenin süzülememesi sonucu, kanda üre miktarının artmasıdır. Zehirlenmeye benzer etkiler görülebilir.

  4- Böbrek Yetmezliği :

Böbreğin normal işlevini yerine getirememesidir. Böbrek yetmezliği erken dönemde fark edilirse ilaçla ve diyetle tedavisi mümkündür. Ancak böbrekler işlevlerini tamamen veya büyük ölçüde yapamıyor ise ilaç ve diyet tedavisi mümkün olmamaktadır. Bu durumda diyaliz veya böbrek nakli gerekmektedir.

Diyaliz : Kanda bulunan zararlı maddeler böbreklerle vücuttan uzaklaştırılmaktadır. Böbreklerin olmaması veya çalışmaması durumunda diyaliz aletleri görev yapar.

Atardamardan alınan bir hortum ilk önce pompaya gelir. Bu pompa kanı diyaliz aletine pompalar. Diyaliz sıvısı oksijence zengin ve tuz yoğunluğu yönünden kan plazmasına eşittir. Kan, diyaliz sıvısı içerisinde bulunan diyaliz tüplerinden geçirilir. Kandaki üre gibi artık maddeler diyaliz sıvısına geçerken, alyuvarlar ve proteinler diyaliz tüplerinde kalır. Bu sayede kandaki atık maddeler diyaliz sıvısında kalır ve kan geri dönecek hale gelir.  Temizlenmiş kan bir toplar damardan vücuda geri verilir. Diyaliz sıvısı daima yenilenir ve vücut sıcaklığına eşdeğer sıcaklıkta tutulur. Aksi halde hasta çok fazla ısı kaybeder. Tam bir diyaliz işlemi 6 saat sürer ve diyaliz sıvısı 20 defa değiştirilir. Bu işlem haftada 2-3 kez uygulanır.

 
     
 
 
SİNDİRİM SİSTEMİ 27
Eylül
     
 

Büyük moleküllü besinlerin hücrelerimizin kullanabileceği kadar küçük moleküllere dönüştürülmesine sindirim denir. Bu işi gerçekleştiren sisteme sindirim sistemi denir.

Fiziksel (mekanik ) sindirim: Besinlerin ağızda dişler , mide ve bağırsaklarda kaslar yardımıyla parçalanmasına mekanik sindirim denir.  Mekanik sindirim besinlerin iyice parçalanmasını sağlar.

 

Kimyasal sindirim: Büyük moleküllü besinlerin enzimler yardımıyla parçalanmasına kimyasal sindirim denir.

Ağız:  Mekanik ve kimyasal sindirim ikisi de gerçekleşir. Mekanik sindirim çiğneme ile, kimyasal sindirim tükürük içerisindeki enzimlerle olur. Karbonhidratların kimyasal sindirimi burada başlar.

Yutak:  Besinlerin ağızdan yemek borusuna iletildiği yerdir.

Yemek Borusu:  Besinleri yapısında bulunan kaslar yardımıyla mideye iletir.

Mide: Mekanik ve kimyasal sindirim ikisi de gerçekleşir. Mekanik sindirim midenin kasılıp gevşeme hareketi ile gerçekleşirken, kimyasal sindirim mide öz suyu içerisinde bulunan mide asiti ve enzimlerle gerçekleşir. Proteinlerin kimyasal sindirimi burada başlar.

İnce bağırsak: Yağların kimyasal sindirimi burada başlar. İnce bağırsağa gelen pankreas öz suyu ve safra ile karbonhidratların, proteinlerin ve yağların sindirimi tamamlanır. Moleküller en küçük parçalarına kadar parçalanır ve artık buradan kana geçer. Bu olaya emilim denir. 

İnce bağırsakta yer alan villus adı verilen yapılar besinlerin emilim ile kana geçmesini sağlar.

Kalın bağırsak: Besinler içerisinde bulunan su ve mineraller burada emilir. Atık maddeler anüse gönderilir.

Anüs: Besin maddelerinin vücudumuz tarafından kullanılmayan kısmı buradan dışarı atılır.

 

Bütün canlılar beslenirler. Canlıların kullandığı besin içeriğinin içinde karbonhidrat, yağ, protein, vitamin mineral ve su bulunur. Karbonhidrat, yağ ve proteinler büyük yapılı moleküllerdir. Besinlerin solunum sonucu enerjiye dönüştürülmesi olayı hücrede Mitokondri de gerçekleşir. Büyük yapılı molekülerin hücre zarından geçmesi için daha küçük birimlere ayrılması gerekir.

Karbonhidratlar, parçalanınca glikoz moleküllerine, proteinler parçalanınca amino asit moleküllerine, yağ parçalanınca yağ asiti ve gliserol moleküllerine dönüşürler. Fakat su, vitamin ve mineraller zaten küçük moleküller oldukları için daha küçük moleküllere dönüşmezler.

 

 

 

 

 

 
     
 
 
 
 

8. Sınıf Ders Konuları

KALITIM 5
Ekim
     
 

2. KALITIM

 

Canlılardaki karakterlerin  oluşumunu, yavru döllere geçişini ve canlılarda gözlenen çeşitliliğin nedenlerini inceleyen bilim dalına genetik veya kalıtım denir. Canlıların  sahip oldukları, anne veya babalarından aldıkları özelliklere kalıtsal özellikler denir. Saç rengi, saç şekli, göz rengi gibi.

Canlının kendi yaşamını ve vücudunu etkileyen özelliklere kalıtsal olmayan özellikler denir. Kilo, saç uzunluğu gibi. Kalıtsal özellikler anne ve babadan yani atalardan yavrulara sadece üreme olayı ile geçebilir.

Aynı anne babanın çocuğu olmamıza rağmen, kardeşlerimizle bile birbirimize tam olarak benzemeyiz.( Tek yumurta ikizleri hariç ) Canlıların farklı olması değişik karakterlere sahip olmalarıyla ilgilidir.Örneğin, saç şeklinin kıvırcık ya da düz olması, göz renginin yeşil ya da kahverengi olması gibi.

                                               MENDEL’İN ÇALIŞMALARI

                                          ( 1822- 1884 )

            Yavruların anne babaya benzemesi ama onların aynısı olmaması, yıllardır bilim insanlarının sorgulayıp araştırma yaptığı konulardan biridir.Bu bilim insanlarından biri de Gregor Mendel ‘ dir. Mendel ( 1866’da Mendel Kanunları’ nın keşfedilmesi)  bezelyeler üzerinde yaptığı çalışmalar ile bugünkü genetikçilere önderlik etmiştir. Bunu 1905’te gen, genotip ve fenotip terimlerinin kullanılması izler.1906’ da ise William Bateson ilk kez genetik terimini kullanır.1949 yılında kalıtsal hastalık olduğu belirlenmiş orak hücreli anemi hastalığı ve 1959’da insan kromozomlarındaki anormallikler keşfedilmiştir.1986 yılı insan genlerinin klonlanması ve günümüzde ise bilim insanları 1988’ de başlayan İnsan Genom Projesi’ni tamamlamaya çalışmaktadır.

Mendel’in bezelyeler üzerinde yaptığı çalışmalardan çıkardığı sonuçlar bütün canlılar için genelleştirilmiş ve geçerli olmuştur.

 

             Mendel’in bezelye bitkisini kullanma nedenleri

 

  • Çabuk döl vermeleri
  • Yetiştirilmesinin kolay olması
  • Dişi ve erkek organın aynı çiçekte olması
  • Bezelyelerdeki dişi ve erkek organlarının  taç yapraklar ile sarılı olması( Bu nedenle yabancı tozlaşma yapmaz. )
  • Çok çeşitli özelliklere sahip olmaları

 ( yuvarlak-buruşuk tohum, sarı-yeşil tohum,     mor- beyaz çiçekli bezelye gibi )

 

                             Mendel’in yapmış olduğu ilk çalışma

            Mendel deneylerine başlarken incelediği karakter açısından zıt özellik gösteren saf döl (arı döl) bireyler seçmiştir. Ata canlıdan birinin çiçeğindeki olgunlaşmış erkek organın başçığını keserek bu bitkinin kendi kendini döllenmesini engellemiştir. Daha sonra zıt özellik gösteren başka bir çiçeğin erkek organlarının daha önce erkek organları alınmış çiçeğin tepeciğine taşımış ve yapay olarak döllenmenin gerçekleşmesini sağlamıştır.Bu uygulama sonucu oluşan yeni bireylerin ana ve babadan yalnız birine benzediğini gözlemiştir.

 

 

Mendel deneyi:

            Mendel uzun  bezelye ile kısa bezelyelerin saf döllerini tozlaştırdığında birinci kuşağın tümünde uzun bezelyeler elde etti.Birinci kuşakta elde ettiği bezelyeleri kendi aralarında tozlaştırdığında ise oluşan bezelyelerin ¾’ ünün uzun , ¼ ‘ünün ise kısa olduğunu gördü. Mendel, yaptığı bu çalışmalarda bezelyelere ait farklı özelliklerin(tohum sekli, çiçek rengi gibi) birinci kuşaktan ikinci kuşağa nasıl aktarıldığını göstermiş ve kalıtımın temel ilkelerini keşfetmiştir.

 

       Saç rengi, saç şekli, dil yuvarlama gibi özellikler çevremizdeki bireyler arasında farklılık göstermektedir.Bu özellikler kalıtsal olup bir önceki kuşaktan bir sonraki kuşağa aktarılan özelliklerdir.Bu özellikler bir sonraki kuşağa genlerle aktarılır.Kalıtsal bilgileri taşıyan genler üreme hücreleri ile yavru canlıya geçer.

 

A,a, B, b…

 

       2n kromozomlu canlıların tümünde her karakter için iki gen bulunur. Aynı karaktere etki eden genler anne ve babadan gelen belirli kromozomların karşılıklı bölgelerinde bulunur.

 

       Bu genler birbirinin aynısı olabileceği gibi farklı da olabilir.

 

AA, bb, Bb, Aa

 

       Karakterle ilgili aynı genleri taşıyan bireylere saf döl, farklı genleri taşıyan bireyleri taşıyan bireylere ise melez döl denir.

              

AA, BB --------à Saf Döl

    Aa, Bb  --------à  Melez Döl

 

       Her organizma türü kendine özgü sayı ve çeşitte genlere sahiptir. İlk kuşakta kendi özelliklerinin ortaya çıkmasına neden olan genler baskın genlerdir.Baskın genle birlikte bulunduğu zaman kendi özelliğini gösteremeyen genler ise çekinik genlerdir.Genler harflerle ifade edilir.Büyük harf baskın geni aynı harfin küçüğü çekinik geni temsil eder.Bir organizmanın fenotipinin meydana gelmesini sağlayan genetik yapıya genotip, canlıların dış görünüşünde gözlemleyebildiğimiz özelliklere fenotip denir.

 

 

 

 

Genetik Yapının Gösterimi

(GENOTİP)

Genlerin Görünümdeki Etkisi

(FENOTİP)

 

 

UU

Mor çiçekli bezelye          

 

 

Uu

Mor çiçekli bezelye                 

 

 

uu

Beyaz çiçekli  bezelye     

 

Bezelye Bitkilerinde Olan Bazı Özellikler

 

Karakter

Baskın özellik

Çekinik özellik

Tohum şekli

Buruşuk

Yuvarlak

Tohum rengi

Yeşil

Sarı

Meyve rengi

Yeşil

Sarı

Gövde uzunluğu

Kısa

Uzun

 

                          İnsanda Kalıtsal Olan Bazı Özellikler

Karakter

Baskın özellik

Çekinik özellik

Saç rengi

Siyah Saç

Sarı-Kahverengi Saç

Saç şekli

Kıvırcık saç

Düz saç

Kulak memesi

Normal

Yapışık

Dil yuvarlama

Dil yuvarlayabilme

Dil yuvarlayamama

Göz rengi

Siyah ve kahverengi göz

Mavi ve yeşil göz

 

Üreme hücrelerindeki kromozomların üzerinde bulunan genlerin birleşmesine çaprazlama denir.

Örnek:

1)   Saf döl yuvarlak tohumlu bezelye ile saf döl buruşuk tohumlu bezelye çaprazlanıyor.

a)   İlk kuşakta oluşan yavruların genotip ve fenotipi nasıldır?

b)   İlk  kuşakta oluşan yavrular çaprazlandığında oluşan yavruların genotip ve fenotipi nasıldır?

c)   İkinci kuşakta oluşan yavruların yuvarlak tohumlu olma olasılığı nedir?( Bezelyelerde yuvarlak tohumlu bezelye buruşuk tohumlu bezelyeye baskındır.)

 

Fenotip

Yuvarlak

 

Buruşuk

Genotip

YY

yy

 

İlk dölde oluşan yavruların genotipi

                    

Yy

İlk dölde oluşan yavruların fenotipi

              % 100 yuvarlak <

 
     
 
 
HÜCRE BÖLÜNMESİ 27
Eylül
     
 

Hücre bölünmesi tüm canlılarda görülen bir olaydır.

Hücre bölünmesinin amacı; hücre bölünmesinin gerçekleştiği canlı veya hücreye bağlı olarak

·         yeni hücreler meydana getirmek,

·         yenilenmek

·         büyümeyi sağlamak

·         bazı canlılarda yumurta ve sperm gibi eşey hücrelerini oluşturmaktır.

 

ü  Bir hücrenin bölünebilmesi için  önce belli bir büyüklüğe ulaşması gerekmektedir.

 

Hücre bölünmesi, bir hücreli canlıların   çoğalması,  çok hücreli canlıların büyümesi ,erkek ve dişi eşey hücrelerinin meydana gelmesi için gerekli bir olaydır.

       Hücre bölünmesi, büyüme ve yaraların  onarılması için vücut hücrelerinde mitoz, üreme organlarında eşey ana hücrelerinden eşey hücreleri oluşurken mayoz olmak üzere iki şekilde gerçekleşir.

                                      MİTOZ

 Mitozun ilk evresinde kromozomlar belirgin halde görülmeye başlar. Daha sonraki evrelerde hücrenin ortasında dizilen kromozomlar ikiye ayrılarak, hücrenin karşılıklı kutuplarına doğru hareket eder. Böylece oluşacak hücrenin ikisi de kromozomların, dolayısıyla kalıtım maddesinin birer kopyasını almış olur. Bu şekilde çekirdek bölünmesini tamamlayan hücre,sitoplazma bölünmesine geçer.

     Sitoplazma bölünmesi sırasında hayvan hücresinde ortadan ikiye boğumlanır ve mitoz bölünme tamamlanır.

Bitki hücresinde hayvan hücresinden farklı olarak hücrenin ortasında ara lamel adı verilen bir yapı oluşarak hücre ikiye bölünür.

  Mitoz bölünmede, ana hücreden iki yavru hücre oluşur. Oluşan bu hücreler ana hücre ile aynı sayı ve özellikteki kromozomları içerir. Vücut hücreleri anne ve babadan gelen kromozom çiftlerine sahiptir. Bir takım halinde kromozom içeren hücreler ‘n’ ile gösterilir. Bir takım (n) anneden, bir takım (n) babadan gelmek üzere iki takım kromozom bulunduran hücreler ise ‘2n’ ile gösterilir.

       Örneğin insanların vücut hücrelerinin kromozom sayısı 2n = 46 ‘dır. Öyleyse insanların vücut hücrelerinde 23 çift kromozom olduğunu söyleyebiliriz.

 

Tür

At

İnsan

Soğan

Eğrelti

Otu

Köpek

Deniz

Yıldızı

Güvercin

2n

64

46

16

500

78

94

16

 

 

 

Yukarıdaki tabloda farklı türdeki canlılara ait kromozom sayıları verilmiştir. Tabloda da görüldüğü gibi aynı sayıda kromozom sayısına sahip farklı canlılar olabilir.

ü  Kromozom sayılar ile canlıların büyüklüğü ve gelişmişliği arasında bir ilişki yoktur. Yani kromozom sayısı fazla olan canlılar daha gelişmiştir diyemeyiz.

ü  Bölünerek Üreme:Bir hücreli canlılarda görülen üreme şeklidir.

 

ü  Örneğin; Amip, bakteri, öglena, paramesyum ( terliksi hayvan ) bölünerek üreme gerçekleştirir.

 

ü  Tomurcuklanma ile Üreme:Ana canlının vücudunda tomurcuk olarak isimlendirilen bir çıkıntı oluşur.Bu tomurcuğun büyüyüp gelişmesi ile yeni bir canlı oluşur.

ü          Oluşan canlı, ana canlıdan ayrılabilir veya bağlı kalarak da yaşayabilir.

 

ü  Örneğin; hidra, bira mayası, deniz anası, sünger tomurcuklanma ile üreme gerçekleştirirler.

 

ü  Vejetatif Üreme: Bitkilerin dal, yaprak gibi kısımlarından yeni bir bitki meydana gelmesine vejetatif üreme denir.

ü  Örneğin; söğüt ağacının kesilen dallarının toprağa dikilmesi ile yeni bir söğüt ağacı oluşması.

 

ü       Rejenerasyon ile Üreme(yenilenme):Bir canlının kopan veya parçalanan doku ve organlarını yenilemesi olayına rejenerasyon denir.

ü  Örneğin;yassı solucan(planarya),denizyıldızı ve toprak solucanında kopan kısım yenilendiği gibi kopan parçadan da yeni bir canlı meydana gelir.

ü                      Kuyruğu kopan bir kertenkelenin kuyruğunu yeniden oluşturması, denizyıldızının kopan kolunu yenilemesi mitozla gerçekleşen yenilenme olayıdır. Bu olay bir üreme değildir.